İngilizce Öğrenmek- İngilizce Hazırlık

Blogumda “Yabancı Dil” adlı bir kategori var. Fakat henüz o kısım boş. Bu yazı o kısmın ilk yazısı olacak. Kısaca o bölümde yapmayı planladığım şeylerden bahsedeyim. Burada yazayım planlarımı ki daha sonra vazgeçememek için bir sebebim olsun. Yoksa biraz zor gelirse üşenip yapmam.

İngilizce hazırlık döneminde bir çok arkadaşımdan duyduğum ve kendimde deneyimlediğim “İngilizce’de en zor kısmın listening(dinleme), ardından Reading(okuma) becerileri” olduğuydu. Bu yüzden ilk olarak her seviyeden ve çeşitli konulardan makaleler yazıp ve ya bir yerlerden bulup onları Türkçe çevirileriyle birlikte bir seri halinde paylaşacağım.

Listening(dinleme) adına yapabileceğim bir şey şu anlık aklıma gelmiyor. Belki anlaşılabilir konuşan, yararlı olacağını düşündüğüm Ingilizce YouTube kanallarının bir listesini oluşturabilirim.

İngilizce dışında ise eğer farklı bir dile başlarsam -hiç sanmıyorum henüz ingilizceyi halletmiş değilim ama hadi hayırlısı- onunla ilgili de en temelden başlayıp ilerleyebildiğim yere kadar çeşitli içerikler hazırlamaya çalışırım. Siz de düzenli olarak takip ederseniz bu seriyi, birlikte ikinci yabancı bir dili öğrenmiş oluruz. Umarım başlayabilirim çünkü ikinci yabancı dilin önemi tartışılamaz derece fazla, hatta “Mühendsilikte Üniversitenin Adı Önemli mi?” başlıklı yazımda bundan bahsetmiştim. Hangi dili seçmemiz gerektiğiyle ilgili bir yazı daha yazmıştım onu da buradan okuyabilirsin.

İngilizce Hazırlık

Bir yıl hazırlık okudum, onunla ilgili de bir şeyler söyleyeyim. Her ne kadar istemediğim bölümde, istemediğim üniversitede, istemediğim şehirde olsam da bir heyecanla gittim üniversiteye. Neticede yıllardır bize övülerek anlatılan farklı bir ortama giriyoruz. Tabi ilk yıl hazırlık olduğu için hiç öyle bir ortam olmadı. Sınıfa bir giriyorsun U şeklinde oturma planı, üniversiteyi geçtim lise gibi bile değil sınıf. İlkokul kermesi düzeninde bir yıl geçirdik.

Bunun dışında etrafta sürekli kendizi geliştirin, onu yapın bunu yapın diye herkes sürekli tavsiyede bulunuyor. Bu şekilde üniversiteye gidince de bir şeyler yapmak istiyorsun ama hazırlıkta böyle bir ortam yok. Bir yılımı YouTube’dan ingilizce video izleyerek geçirdim. Farklı alanlara yönelmek istiyordum, biraz kitap okumaya başlıyorum. Bu sefer vicdan azabı çekiyorum ingilizce çalışmam gerekiyor diye kitabı kapatıp ingilizce kitabını açıyorum, bakıyorum çalışılacak bir şey yok. Tekrar kitap başına sonra yine vicdan yapıyorum. Kısacası tüm yıl garip bir paradoksta boş bir şekilde geçti.

İş işten geçti ama şunu fark ettim; bulunduğumuz zamanda ne yapmamız gerekiyorsa sadece ona odaklanmamız gerek. Hazırlık dönemi öyle ya da böyle geçiyor. Hazırlığı geçmek için de müthiş bir İngilizceye de gerek yok- en azından bizim okulda- yani bir şekilde geçiliyor. Geçmeye çalışmak yerine İngilizceyi gerçekten öğrenmeye çabalamak gerekiyor. Enerjiyi farklı şeylere bölmeden, o yılı tamamen İngilizceye ayırmak ilerisi için büyük bir yatırım olacaktır diye düşünüyorum.

Yazılarıma devam edebilmem adına, en azından emeğimin karşılığı mahiyetinde reklamlara tıklarsanız sevinirim.