Netflix Tüm Vaktimizi Nasıl Çalıyor? (Netflix Algoritmaları)

Son bir kaç yılda ülkemizde popülaritesi artan ve özellikle bu dönemde günümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz bir platform olan Netflix’in her yönüyle beni etkileyen geçmişi ve günümüzdeki yol haritasını araştırdım. Sizinle paylaşmaya karar verdim. Umarım faydalı olur, iyi okumalar…

Netflix Nasıl Kuruldu?

Yıl 1997, bırakın interneti, televizyon bile henüz herkesin sahip olduğu bir araç değildi. Henüz yeni yeni DVD’ler çıkmaya başlamıştı. Bu DVD sektörünün daha da gelişeceğini düşünen iki arkadaş, Reed Hastings ve yazılımcı Marc Randolph, NetFlix’i kurdu. Bir süre sadece DVD satma ve kiralama işini yaptılar. Müşterilerine kargo ile düşük bir bedel karşılığında DVD’ler ulaştırıldı. İşleri gayet de iyi gitti. Bunu büyütmek adına 1998 yılında bir internet sitesi açtılar ve buradan kendilerini geliştirmek için müşterilerine bir anket yaptılar. Bu anketten gelen verileri analiz edip müşterinin zevkine uygun filmleri ön plana çıkarmaya başladılar ve bu şekilde ilgiyi daha arttırdılar.

NetFlix artık büyüdü, haftada 100 bin DVD aralıyordu. 1998’de film başına verilen ücret önce 4 filme tek ücrete dönüştü daha sonra ise aylık sınırsız filme 19,95 dolara dönüştü. 2002’de ise halka açıldı. En başta “NetFlix” olan ismini “Netflix Inc.” olarak değiştirdi. 2006 yılına girerken 4,2 milyon üyeye ulaştı.

Kişisel bilgisayarların da yaygınlaşması ile birlikte Netflix Inc DVD kiralamanın çok ötesine geçti. 2008-2012 yılları arasında yayın ağını genişletmek için çeşitli ortaklıklar kurdu ve bu süreçte değerini %200 arttırdı.

Rakiplerinden sıyrılmak için “Netflix Originals” serisine başladı. Bunun ardından 2011de ilk kez Primetime Emmy Mühendislik Ödülünü kazandı, 2012’de ise bunu üç dizisiyle üç Primetime Emmy Ödülü takip etti. 2014 yılında ise dünya çapında 50 milyon kullanıcıya ulaştı. 2015’te ise ilk orijinal filmi Beasts of No Nation’ı yayınladı.

Netflix’in Etkileyici Algoritmaları

Netflix tüm vaktimizi nasıl çalıyor? Şimdi bu sorunun cevabını alacağımız kısma geldik. Burada Netflix’in sürekli bizim gündemimizde kalabilmek için gösterdiği çabayı göreceğiz. Bunların büyük bir kısmını kendi kurumsal blogunda paylaşıyorlar. Buradan ulaşabilirsin ama ingiliççe…

Kaynak: Statista
  • Netflix şu anda 150 milyondan fazla aboneye sahip.
  • Abonelerinden edindiği tüm verileri analiz edip bir sonraki adımı için kullanıyor.
  • Her şey kişiselleştirme üzerine kuruluyor. Sen, başrolünde Charlie Cox olan bir dizi izlediğinde daha sonra karşına Charlie Cox kapak fotoğrafıyla yeni diziler öneriyor. Charlie Cox o dizide bir kaç sahne almış olsa bile… Bana ise aynı diziyi Jon Bernthal’lı kapak fotoğrafı ile öneriyor çünkü ben daha önce Jon Bernthal’ın olduğu diziyi izlemiştim. Yani kısacası Bir dizi ya da filmin bir sürü kapak fotoğrafı oluyor herkesin zevkine göre bu öne çıkarılıyor.
  • Bu da 150 milyon abonesi için 150 milyon ayrı Netflix var demek oluyor.
  • Netflix bu verileri o kadar önemsiyor ki artık bu veriler bir sonra ki dizi ve ya filmin oyuncu kadrosunu ve içeriğini belirliyor. Örneğin bir dönemin oldukça ses getiren (Netflix) dizisi House of Cards tam da bu şekilde ortaya çıkmıştı.
  • Netflix aynı zamanda korsan dizi/film izleme platformlarını da takip edip ne tür içeriklerin rağbet gördüğünü belirliyor ve daha sonra bunları satın alıyor. Sonucunda ise büyük kazançlar elde ediyor.
  • Bir çok ülkede faaliyet gösteren Netflix, çevirilerini ve içeriğin ismini o bölgenin kültüre uygun bi şekilde oluşturuyor.
  • Yelpaze bu kadar geniş olunca platforma girmek için kullanılan cihazlar da bir hayli fazla farklılıkta oluyor. Her ekran için ayrı bir algoritma gerekiyor(Tüm içerikler 120 farklı format ve boyutta işleniyor.). Bu da ekstra maaliyet demek. Bunun için Netflix’in dev algoritma takımına çok iş düşüyor. Onların yapmış olduğu küçük bir optimizasyon maliyeti hatırı sayılır derecede azaltıyor. Bunu yaparken de en büyük rakibi olan Amazon’un verilerini de kullanıyor. Bir yandan da Amazon’un en büyük müşterisi olmuş oluyor. Mutualist bir ilişki içindeler.

Sanırım vaktimizi çalamamaları çok da mümkün değil gibi…

Bir cevap yazın